Uluslararası haber ajansı Agence France-Presse (AFP), 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Hava Harp Okulu öğrencisi Alper Kalın’ın hikâyesini konu alan dikkat çekici bir haber yayımladı. “Yanlış yer, yanlış zaman: Türkiye’deki darbe genç askeri öğrenciye müebbet getirdi” başlıklı haberde, Kalın’ın ailesinin adalet çağrısına da geniş yer verildi.
AFP muhabiri Anne Chaon imzasını taşıyan haberde, 15 Temmuz 2016 gecesi henüz Hava Harp Okulu öğrencisi olan Alper Kalın’ın, bir arkadaşının düğününe gitmeye hazırlanırken üstleri tarafından “terörle mücadele tatbikatı” gerekçesiyle üste kalmasının istendiği anlatılıyor. Habere göre Kalın ve diğer kursiyer öğrencilerin cep telefonları toplandı ve yaşanan gelişmelerden saatler boyunca habersiz kaldılar.
Haberde, sözde darbe girişiminin ardından Alper Kalın’ın 11 gün sonra ifade vermek üzere yeniden Akıncı Üssü’ne çağrıldığı, burada gözaltına alınarak tutuklandığı belirtiliyor. Dört yıl süren yargılamanın ardından Kalın ile aynı eğitim grubundaki diğer kursiyerlerin, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı aktarılıyor.
Anne Chaon’ın haberi şöyle;

15 Temmuz 2016 günü, Hava Harp Okulu öğrencisi Alper Kalın bir arkadaşının düğününe gitmek üzere Ankara’daki askeri üsten ayrılmaya hazırlanırken, kendisine terörle mücadele tatbikatı için kalması gerektiği söylendi.
Birkaç saat sonra, ordu içindeki bir grubun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetini devirme girişimi başarısız olacak ve o dönem henüz genç bir askeri öğrenci olan Kalın, kendisini ömür boyu parmaklıklar ardında bulacaktı.
Darbe girişiminin üzerinden on yıl geçmişken, Ankara’daki bir apartman dairesinde anne ve babası, şu an 34 yaşında olan oğullarıyla birlikte geçirdikleri son tatilin fotoğraf albümüne bakıyor.
Ankara yakınlarındaki Akıncı Üssü’nde F-16 eğitimi almak üzere seçilen kursiyer pilot Alper Kalın için son on yıl, ailesinden 1.000 kilometre uzaktaki bir cezaevinde, 12 metrekarelik bir hücrenin içinde geçti.
Yetkililer, onun o gece Meclis ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin bombalanma emirlerinin verildiğini iddia ettikleri ve Akıncı Üssü’nde planlandığını öne sürdükleri darbe planına derinlemesine müdahil olduğunu savunuyor.
Şu an 35 yaşında olan ağabeyi İlker Kalın, AFP’ye verdiği demeçte, “60 F-16 pilot adayı vardı ve onları dört gruba ayırmışlardı. Aynı anda 60 kişiyi birden eğitecek kapasiteleri olmadığı için eğitimleri kademelendirmişlerdi,” dedi.
Kötü bir kader cilvesi olarak Alper Kalın, temel eğitimin ardından Akıncı’ya gönderilen 14 kişilik ilk gruptaydı; yani o 60 kişi arasından darbe kaosunun ortasında kalan tek grupta yer alıyordu.
Öğrencilere terörle mücadele tatbikatına katılacaklarını söyleyen üstleri, hepsinin cep telefonlarını topladı. Bu durum, öğrencilerin gece boyunca gelişen, yaklaşık 250 kişinin hayatını kaybetmesine ve 2.000’den fazla kişinin yaralanmasına yol açan olaylardan tamamen habersiz kalmasına neden oldu.
Dış dünyayla bağları koparıldı
Dış dünyayla tüm iletişimleri kesilen öğrenciler, darbe girişimini en son duyanlar oldu. Bu sırada Kalın’ın anne ve babası, televizyondaki olayları endişeyle izlerken çaresizce oğullarına ulaşmaya çalışıyordu.
Annesi, 55 yaşındaki Kezban Kalın, oğlunun nihayet sabah saat 07:00 sularında eve geldiğini, yüzünün “bembeyaz ve dehşet içinde” olduğunu hatırlıyor.
Darbe girişiminden 11 gün sonra Alper Kalın, ifade vermek üzere yeniden Akıncı Üssü’ne çağrıldı.
Asker emeklisi olan babası Ali Kalın, oğlunun üste sadece bir gece kalacağını düşünerek hiç endişelenmedi. Hikayenin bu kısmında anne Kezban Kalın gözyaşlarına boğuluyor; çünkü oğlu üsse vardığında kelepçelenmiş ve bir daha asla eve dönememişti.
Dört yıl süren yargılamanın ardından Alper Kalın ve eğitim programındaki diğer 12 kişi, 26 Kasım 2020’de “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Komutanlarının, bu gençlerin hiçbir şeyden haberi olmadığı yönündeki ifadeleri ise sonucu değiştirmedi.
Ağabey İlker Kalın, “Hava Kuvvetleri sözde darbeye en aktif katılan birimdi. Bu bizim için çok büyük bir şanssızlık oldu çünkü Akıncı Üssü darbenin merkezi olarak gösterildi,” dedi ve ekledi: “O an üste bulunan herkesi, rütbesine ya da ne bildiğine bakılmaksızın cezalandırdılar.“
Günde 1.000 şınav
Akıncı Üssü davasında yaklaşık 500 kişi yargılandı ve aralarında 114 kursiyer teğmenin de bulunduğu 484 kişiye müebbet hapis cezası verildi.
Siyaset bilimci Ahmet İnsel, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, “Yüzlerce askeri öğrenci, komutanlarının emirleriyle sokaklara çıktı. Neden orada olduklarına dair en ufak bir fikirleri bile yoktu,” ifadelerini kullandı.
2023 yılının sonunda Yargıtay, Alper Kalın’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı. Bu ceza; tek kişilik hücrede tutulma ve ayda sadece iki kez anne, baba ve kardeşlerle görüşebilme anlamına geliyor.
Hükümlülerin her biri evlerinden olabildiğince uzak yerlere gönderildi. Alper Kalın da Ankara’ya karayoluyla yaklaşık 1.000 kilometre mesafedeki Diyarbakır’a sevk edildi.
Ağabeyi, “Beşten fazla tişörte sahip olmasına ya da polis ve askerin renkleri olan mavi veya yeşil giyinmesine izin verilmiyor,” diye açıkladı. “Ancak günde 1.000’e yakın şınav çekiyor ve sürekli kitap okuyor.“
Aile adaletin yerini bulmasını istiyor
Erdoğan’ın iktidar üzerindeki kontrolünü büyük ölçüde pekiştirmesini sağlayan darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçerken, Kalın ailesinin mevcut yönetimden bir beklentisi yok.
Ev hanımlığından aktif bir hak savunucusuna dönüşen anne Kezban Kalın, “Biz bu yönetimin değişmesini istiyoruz. Bizi birbirimizden koparan bu adaletsizliklerin düzeltilmesini istiyoruz. Çocuğumun kaderine onlar karar verdi, bu sorunu çözmek de onların sorumluluğudur,” dedi.
Anne Kalın, adaletsizliğin boyutuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Burada sadece benim çocuğumdan bahsetmiyoruz. Orada yüzlerce, binlerce insan var.“





