Ayhan Bora Kaplan Davası’nda savunma yapan Muhammed Kaplan, 15 Temmuz’da kullandıkları silahları Milli İstihbarat Teşkilatı’nın verdiğini söyledi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmada, sanık Kaplan şunları söyledi:
“Nurullah Özgür Kopuk, bana ‘Seni gizli tanık yapalım’ dedi. Ben teslim oldum. Beni Serdar diye bir komiser karşıladı. Beni siyah ceketli biri karşıladı. Şevket Demircan’mış. Bana Semih’in kanı senin elinde mi?’ dedi.
Metehan İlkyaz, ‘Muhammed, 15 Temmuz’da silahları nereden aldınız?’ diye sordu. Ben de ‘Milli İstihbarat’tan aldık’ dedim. Sonra biri içeri girdi sinkaflı küfür etti. İçeri soktular ve bana ‘bu ifadeyi vereceksin ve işine gücüne bakacaksın sonra’ dediler. Bir okudum ifadeyi tüm Ankara’yı yakmışlar.
Sonra ben ‘Bu ifadeyi imzalamayacağım’ dedim. ‘Mahfuz’u, Erkan’ı söyle yeter senden başka bir şey istemiyoruz’ dediler. Sonra Murat müdürün odasına götürdüler beni. O da bana ‘Sana söz veriyorum ifadeni ver, sabah evinde olacaksın. Tutuklamama sözü veriyorum’ dedi. Beni Nurullah Özgür Kopuk ile görüştürdüler. Araştırılsın HTS’si o gün Emniyet’teydi.
Bana ‘Bu ifadeyi vermezsen hayatın mahvolur’ dedi. Kalıplı olan polis bana ‘Erkan Doğan’dan ceza almazsın ama örgüt üyeliğinden ceza aldırırız sana’ dedi. Sonra beni bir odaya götürdüler. Ben Serdar’a da söyledim, sana da bunları yapacaklar dedim. Şimdi ağız birliği yapıyorlar orası spor odasıydı diye. Evet spor odasıydı onlar orada boks yapıyorlardı. İki gün yemek vermezlerdi. Verdikleri de bir gün önceki yemekler.
Mahfuz Tatar olayı, Bora Kaplan’a yıkılmak istenen bir cinayettir ve uzaktan yakından Bora Kaplan’ın ilişkisi yoktur. Bizi sahte HTS kayıtlarıyla tutukladılar ve sahte gizli tanık beyanıyla da bana ceza verdiler. Başkanım bizi bunlardan kurtarın. Ben 3 senedir haksız yere cezaevinde, 6 adımlık koğuşta yatıyorum.”





