Doğru Açı’da yayımlanan yazısında TRT’nin 15 Temmuz’un 10. yılı için hazırladığı 15 bölümlük “Asırlık Gece” dizisini mercek altına alan Asım Durmaz, yapımın resmî anlatıyı güçlendirmeyi amaçladığını savundu. MİT’e yapılan ihbarın ardından Genelkurmay’da yaşanan gelişmelere, alınmayan tedbirlere ve kışlalardan çıkarılan askerî öğrencilerin durumuna dikkat çeken Durmaz, darbe girişiminin erkene alındığı yönündeki açıklamaların ciddi soruları yanıtsız bıraktığını belirtti.
TRT 1 ve TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayımlanan “Asırlık Gece” dizisi, 15 Temmuz’un 10. yılında yeniden gündeme gelen tartışmaların odağında. Doğru Açı yazarı Asım Durmaz, mahkeme tutanakları, adli bilişim raporları, tanık beyanları ve bağımsız araştırmalara dayandırdığını belirttiği çalışmasında, dizinin dayandığı anlatıyı ve 15 Temmuz günü yaşanan gelişmeleri sorguladı.
Durmaz, kamu yayıncılığı imkânlarıyla hazırlanan ve televizyonun en çok izlendiği saatlerde ekrana getirilen yapımın, olayların tartışmalı yönlerini yeterince ele almadığını ileri sürdü. Yazısında özellikle dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın ihbar sonrasındaki tutumuna ve askerî birliklerin neden zamanında durdurulmadığı sorusuna odaklandı.
Dizinin dayandığı kitap ve Hüseyin Aydın’a eleştiri
Durmaz, dizinin senaryosunun Turkuvaz Kitap tarafından yayımlanan “Asırlık Gece: Belgeler ve Deliller Işığında 15 Temmuz Darbe Girişimi” adlı esere dayandığını belirtti.
Kitabın yazarı avukat Hüseyin Aydın’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlığını yürütmesine dikkat çeken Durmaz, bu ilişkinin eserin tarafsızlığı açısından sorgulanması gerektiğini savundu.
Kitap ve dizide resmî anlatıyı destekleyen ifade ve belgelere ağırlık verildiğini, buna karşılık çelişkili tanıklıkların, askerî öğrencilerin durumunun ve MİT ile Genelkurmay arasındaki görüşmelerin yeterince ele alınmadığına dikkat çekti.
Durmaz’a göre kamu kaynaklarıyla yayımlanan böyle bir yapımın, 15 Temmuz’a ilişkin bütün tartışmalı noktaları görünür kılması gerekirken yalnızca belirli bir anlatıyı öne çıkarması, kamu yayıncılığının tarafsızlığı bakımından da tartışma yaratıyor.
MİT’e yapılan ihbarın ardından ne yaşandı?
Yazının merkezinde, 15 Temmuz günü Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli bir pilot binbaşının MİT’e yaptığı ihbar bulunuyor.
Durmaz, resmî anlatıda bu ihbarın darbe planının erkene alınmasına neden olan gelişme olarak gösterildiğini hatırlatarak, ihbarın ardından yaşanan saatlerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
Yazıda aktarılan kronolojiye göre saat 14.30 sıralarında MİT’e ulaşan ihbarın ardından saat 16.00 civarında Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler bilgilendirildi. Saat 18.00 dolaylarında ise Hakan Fidan Genelkurmay Karargâhı’na giderek Hulusi Akar ile görüştü.
Saat 18.30 civarında askerî uçuşların durdurulması yönünde talimat verildiğini aktaran Durmaz, buna rağmen birliklerin kışlalardan çıkmasını engelleyecek kapsamlı tedbirlerin neden alınmadığını sorguladı.
Fidan’ın saat 20.00 sıralarında karargâhtan ayrıldığını, saat 21.30’a gelindiğinde ise askerî birliklerin Boğaz Köprüsü’nde görüldüğünü belirten Durmaz, ihbar ile olayların başlaması arasındaki sürenin ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiğini ifade etti.
“Darbe erkene alındı” açıklamasına itiraz
“Asırlık Gece” dizisinde öne çıkarılan anlatılardan biri, darbe girişiminin başlangıçta gece 03.00 için planlandığı, ancak MİT’e yapılan ihbar ve alınan tedbirlerin ardından saat 20.30’a çekildiği iddiası.
Durmaz, bu açıklamanın yeterli olmadığı görüşünde. İhbarın saatler öncesinden bilindiğini belirterek kışlalara giriş ve çıkış yasağı getirilmemesini, askerî araçların hareketinin engellenmemesini ve siyasi makamların bilgilendirilmesine ilişkin soru işaretlerini gündeme taşıdı.
Yazar, Hakan Fidan ve Hulusi Akar’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ı neden daha erken bilgilendirmediğinin açıklanması gerektiğini savundu.
Durmaz, bu gelişmelerden hareketle darbe girişiminin önlenmesine yönelik tedbirlerin bilinçli olarak yetersiz bırakılmış olabileceğini ileri sürdü. Ancak bu değerlendirme, yazarın olaylara ilişkin yorumu ve iddiası niteliğinde.
Askerî öğrenciler ve erler neden sokağa çıkarıldı?
Durmaz’ın yazısında öne çıkan bir diğer konu, 15 Temmuz gecesi kışlalardan çıkarılan askerî öğrenciler ve erlerin durumu oldu.
Bazı askerî öğrencilere ve erlere terör saldırısı ya da tatbikat gerekçesiyle görev verildiğini belirten Durmaz, gerçek amaçtan haberdar olmadan hareket eden gençlerin darbe girişimine katılmakla suçlandığını savundu.
İhbarın öğleden sonra alınmasına rağmen birliklerin kışladan çıkışının engellenmemesini eleştiren yazar, olaylardan habersiz askerî öğrencilerin ve erlerin çatışma ortamına sürüklendiğini savundu.
Durmaz, bu kişilere verilen emirlerin, emirleri veren komutanların ve öğrencilerin olaylardan ne ölçüde haberdar olduklarının mahkeme kayıtları ve tanık ifadeleri üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
MİT helikopterinin uçuşu ve cevap bekleyen sorular
Yazıda, askerî uçuşlara getirilen kısıtlamalara rağmen saat 20.30 sıralarında MİT’e ait helikopterlerin havalandığı da kaydedildi. Durmaz, radar kayıtlarına dayandırdığı bu bilgiyi, o gün alınan tedbirlerin kapsamına ilişkin soru işaretlerinden biri olarak değerlendirdi.
Darbe girişiminin en görünür gelişmelerinin akşam saatlerinde yaşanmasına da dikkat çeken Durmaz, bunun önceden planlanmış bir senaryonun parçası olabileceğini savundu.
Yazar, 15 Temmuz’un önceden bilindiği ve gelişmesine göz yumulduğu yönündeki iddialarının araştırılması gerektiğini belirtirken, özellikle ihbarın içeriğinin, üst düzey askerî ve istihbarat yetkililerinin görüşmelerinin ve alınan kararların açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Durmaz: Resmî anlatı yerine bütün deliller incelenmeli
Durmaz, TRT’deki yapımın cevap bekleyen sorulara yeterince yer vermediğini, kamu kaynaklarıyla hazırlanan dizinin iktidarın 15 Temmuz’a ilişkin anlatısını pekiştirdiğini ileri sürdü.
TRT ise diziyi, gerçek belgelere ve olayların doğrudan tanıklarının anlatımlarına dayanan bir yapım olarak tanıtıyor.
Asım Durmaz, 15 Temmuz’un bütün yönleriyle aydınlatılması için yalnızca resmî açıklamaların değil, duruşma tutanaklarının, adli bilişim bulgularının, birbirleriyle çelişen ifadelerin ve askerî öğrencilerin tanıklıklarının da birlikte incelenmesi gerektiğini savundu.
Yazarın çalışmasında gündeme getirdiği temel soru ise şu oldu: MİT’in saatler öncesinden aldığı ihbara rağmen darbe girişiminin başlamasını engelleyecek tedbirler neden alınmadı?





