Kara Havacılık davasında sanık Taha Fatih Çelik’in verdiği ifade, 15 Temmuz gecesi öncesinde yaşanan bazı görüşmelere ilişkin dikkat çekici ayrıntıları gündeme taşıdı.
Çelik, ifadesinde eski Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’ın, taarruz helikopterlerinin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın helikopterini yakalayıp yakalayamayacağına ilişkin soru sorduğunu anlattı. Çelik’e göre bu soru, olayları önlemeye yönelik değil, tam tersine personeli belirli bir senaryoya yönlendiren bir anlam taşıyordu.
Taha Fatih Çelik’in anlatımına göre, Salih Zeki Çolak o gün beraberindeki Metin Gürak, İhsan Uyar, Hakan Atınç ve Ünsal Coşkun ile birlikte taarruz helikopter hangarının ve uçuş hattının görülebildiği bir noktaya geldi. Burada Çolak’ın, Süper Kobra tipi taarruz helikopterlerini kastederek, “Bizim helikopterlerimiz Cumhurbaşkanının helikopterine eskort yaparken onu yakalayabiliyor mu?” diye sorduğu belirtildi.
Öğretmen pilot olduğunu ve bu nedenle konuya teknik olarak cevap verdiğini belirten Çelik, yakıt ve mühimmat yükünün az olması hâlinde taarruz helikopterlerinin diğer helikopteri yakalayabileceğini söylediğini aktardı. Çelik, Cumhurbaşkanlığına ait S-92 helikopterinin hızlı bir helikopter olduğunu, daha önce Van’da yaşanan bir eskort görevi sırasında bu helikoptere yetişmekte zorlandıklarını da anlattığını ifade etti.
Çelik’in beyanına göre, bu konuşmanın ardından Salih Zeki Çolak bu kez taarruz helikopterlerinin meskûn mahalde, yani şehir içinde nasıl atış yapabildiğinin de ortaya konulması gerektiğini söyledi.
Taha Fatih Çelik, 7 Şubat 2017’deki sorgusunda savcı ve polislerin kendisine özellikle bu konuşmaları sorduğunu, ancak söz konusu diyalogların iddianamede yer almadığını belirtti. Çelik, aynı konuşmalara Ünsal Coşkun, Fevzi Okan, Hakan Atınç, Metin Gürak ve İhsan Uyar’ın da şahit olduğunu ifade etti.
İfadede iki nokta öne çıktı. İlk olarak, “Cumhurbaşkanının helikopterini yakalayabiliyor musunuz?” sorusunun olayları önleme amacıyla sorulmuş bir soru olmadığı değerlendirmesi yapıldı. Zira gerçekten bir önleme niyeti olsaydı, askeri savcı da yanlarındayken gerekli işlemlerin başlatılması ve şüpheli görülen personelin derhal etkisiz hâle getirilmesi beklenirdi.
İkinci olarak, şehir içinde taarruz helikopterlerinin atış kabiliyetinin gündeme getirilmesinin de önleme değil, belirli bir eylem planını zihinsel olarak hazırlama ve personeli bu yönde teşvik etme anlamı taşıdığı ileri sürüldü.





