15 Temmuz döneminin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın “sırdaşı” olarak bilinen ve onun iftiralarıyla hapse girdiğini öne süren eski tümgeneral Mehmet Dişli, DEM Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun kendisini ziyaret etmesinin eleştirildiğine dikkat çekerek, Akar dahil 600 milletvekilini Kandıra Cezaevi’ne davet etti.
Yargıtay’ın kısmi bozma kararından sonra Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen ve sona gelen Genelkurmay Çatı Davası’nda sanıkların son sözlerinin alınmasına devam edildi.
15 Temmuz gecesi Hulusi Akar’ı derdest edip Akıncı Üssü’ne götürmekle suçlanan eski kurmay albay Fırat Alakuş, darbe girişiminin siyasete karşı yapılması nedeniyle davanın siyasi dava olduğunu belirterek, “Ne şahsımın ne de emrimdeki birliğin siyasilere yönelik eylemi yoktur. Personelim masumdur.” dedi. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin geçmişte Erdoğan’a yönelik eleştirilerini de hatırlatan Alakuş, siyasi iktidarın, 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının üstünü kapatmak amacıyla Anayasal düzeni ifsat ve iğfal ederek 15 Temmuz’u kurguladığını öne sürüp, kendisinin ve personelinin mağdur olduğunu savundu.
Gazeteci Müyesser Yıldız’ın haberine göre, eski jandarma kurmay albay Murat Koçyiğit ise “Kuzgun” kod adlı eski tuğamiral Halil İbrahim Yıldız ile “Şapka” kod adlı eski albay Hakan Bıyık’ın 15 Temmuz öncesinde bir villada yapılan toplantılara katıldığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını ispatladığını bildirdikten sonra, “Acaba ‘şapka’ ve ‘kuzgun’ o tarihlerde gerçekten Ankara’da mı? O toplantının yapıldığı yerde mi? Hiç olmazsa HTS’lerinin getirtilmesini istedim, ama kabul etmediniz.” dedi.
“Akar’ın ifadesi dikkate alınmasın”
Kandıra Cezaevi’nden SEGBİS’le duruşmaya bağlanan eski tümgeneral Mehmet Dişli de son savunmasında sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi olmadığını/olamayacağını ortaya koyduğunu, 15 Temmuz’un neresinde olduğunu ve kumpaslarla nasıl sanık yapıldığını anlattığını belirterek şöyle konuştu:
“Hulusi Akar’ın yanında ve emrinde oldum. Tüm faaliyetlerimi onun emirleriyle icra ettim. Burada olmamın nedeni de Akar’ın ifadesidir. Ancak 7 yıl sonra çıktığı canlı yayında hakkımdaki beyanlarının gerçekdışı olduğunu gösterdi. Bu yüzden Akar’ın ifadesinin dosyadan çıkarılmasını, dikkate alınmamasını, çıkarılmıyorsa da lehime değerlendirilmesini istiyorum. Dreyfus davasındaki gibi tarih tekerrür ediyor. Tek fark; Hulusi Akar bana attığı iftirayı milyonların gözü önünde itiraf etti. 10 yıldır çırpınıp duruyorum. Uçan kuşa bile derdimi anlatmaya çalışıyorum. Son savunmamın kamuoyuna yansımasıyla birlikte bir farkındalık oluştu, benden helallik isteyenler oldu. Bir milletvekilinin (DEM’li Ömer Faruk Gergerlioğlu) beni ziyaret etmesi eleştirildi. Hulusi Akar dahil 600 milletvekili ile görüşmeye, savunmamı paylaşmaya hazırım. Dosyamın tefrik edilerek, tahliyeme ve yeniden yargılanmama karar verilmesini talep ediyorum.”
15 Temmuz gecesi salaları susturma emri vermekle suçlanan eski tuğgeneral Murat Aygün, “Bizi buraya Rabbim soktu, o çıkaracak. Onun vereceği kararı kimse engelleyemeyecek, onu bekliyorum.” dedi.
Eski yarbay Halil Gül’ün de, “Son sözüm yok. Son sözü Allah söyleyecek, ben söylemeyeceğim.” demesi dikkat çekti.
“15 Temmuz da faili meçhul”
Sanıklardan eski kurmay albay Murat Korkmaz, balistik raporların kendisinin ve ÖKK personelinin hiçbir şekilde silah kullanmadığını ortaya koyduğunu tekrarlayarak şunları söyledi:
“Şahsımın ve personelimin masum olduğuna inancım, namusum, şerefim üzerine yemin ederim. Verilecek karar ne olursa olsun; devletimiz ve milletimiz payidar, vatan sağ olsun.”
Akıncı Üssü’nün eski komutanı Hakan Evrim de Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili dosyanın yeniden açıldığını ve Adalet Bakanlığı’nda faili meçhullerle ilgili komisyon kurulduğunu hatırlatıp, “Biz de aynı şeyleri söylüyoruz. Erol Olçok’lar, yakın mesafeden kafasına sıkılanlar… Tüm faillerin bulunması için Mahkemenizin bu komisyona müracaat etmesini istiyorum. 15 Temmuz’un kendisi de faili meçhuldür. Yapan belli de biz değiliz.”
Erdoğan kimden öğrendi?
Sanıklardan Derviş Taş; kimler makamlara kuruldu, kimler 15 Temmuz’u sömürdüyse 15 Temmuz’un gerçek faillerinin onlar olduğunu öne sürerken eski albay Doğan Öztürk şunları söyledi:
“En büyük mağdur Erdoğan’ı dinleyemedik. 10 yıl geçti, darbeyi kimden öğrendiğini bilmiyoruz. Başbakan, Hakan Fidan müşteki; ama onları da dinleyemedik. Hakan Fidan Meclis komisyonuna dahi gitmedi; ama Cemal Kaşıkçı cinayetini anlatmak için ABD’ye gitti. Buradaki astsubay çavuşlara 11 müebbet verildi. Yargıtay 12’ncisini istiyor. ‘Darbe toplantılarının yapıldığı villada yattım’ diyen Hakan Bıyık 15 yıl aldı. Yargıtay bunu nasıl sindiriyor?”





