Yargıtay’ın kısmi bozma kararından sonra yeniden görülen Genelkurmay Çatı Davası’nda, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli eski kurmay albay Murat Korkmaz, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Karargâhı’na giden personelinin silahları ve bunlara ilişkin balistik raporları hakkında ek beyanda bulundu.
Gazeteci Müyesser Yıldız’ın aktardığına göre, tam 10 yıldır balistik raporların ortaya çıkması için mücadele verdiğini belirten Korkmaz, Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada şunları söyledi:
“Terör bölgesinde çalıştım, hainlere silah sıktım, ama başkasına sıkmam mümkün değil. Gözaltına alındığımda, 18 Temmuz 2016’da şahsıma tahsisli görev silahım olan M4 piyade tüfeğimin seri numarasını verdim. Ondan sonraki süreçte de hep bu tüfeğin nerede olduğunu, balistik incelemesinin yapılıp yapılmadığını sordum. Çünkü balistik incelemesi yapıldığında ateş etmediğim anlaşılacaktı. Ancak mahkemeler bunları sormadı; sorulduğunda ise silahın olmadığı, balistik incelemenin yapılmadığı bildirildi. Nihayetinde ÖKK’dan kaybolan bazı malzemeler nedeniyle hakkımızda 2023’te açılan bir başka davada asliye ceza mahkemesi, ÖKK’dan, ’15 Temmuz sonrası ÖKK’ya getirilerek teslim edilen ve savcılığın balistik inceleme yapılması için gönderdiği silah/teçhizat ve malzemelerin’ listesini isteyip, bu liste içinde bana ait M4 piyade tüfeğinin olup olmadığını ve bunun balistik incelemesinin yapılıp yapılmadığını sordu. ÖKK, teslim edilen silah/teçhizat ve malzemelerin listesini gönderip bunlar arasında bana ait olan tüfeğin de yer aldığını bildirirken, balistik incelemesi yapılması için gönderilenlerin listesinin tespit edilemediği cevabını verdi.”
“Raporlar neden gönderilmedi?”
Yapılan uzun yazışmalardan sonra, Ankara Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı’nca hazırlanan balistik raporlarının geçtiğimiz aylarda mahkemeye gönderildiğine ve raporun tarihinin 2 Kasım 2016 olduğuna dikkat çeken Murat Korkmaz şunları kaydetti:
“Bu raporlar sayesinde kayıp olduğu iddiasıyla bana tazminat davası açılan bir silahı da buldum. Kayıtlarda var yani kayıp değil. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda zimmetsiz silah dağıttığım öne sürüldü. Ama hepsinin zimmetli dağıtıldığı ve toplandığı ortaya çıktı. O gece Genelkurmay Karargâhı’na giden 52 personelimizde 41 silah vardı. Hiçbirisinden ateş edilmediği belirlendi. Öte yandan 52 personelde 41 silah olması, ‘Elinde silah olmayanlar var’ demektir. Silahsız adamın ateş etmesi mümkün değilken bunlar da cezalandırıldı. Başka birliklerde olup ateş ettiği anlaşılanlar asli fail bile yapılmazken, biz neden müşterek fail oluyoruz? ‘Çelik zırhlı delici silahla vurulma var’ deniliyor. Ancak Genelkurmay’dan alınan silahlar arasında böyle bir silah yok. Yani öldürülenlerden birisinin faili Genelkurmay’da değil. Toplanan ve ateş açılan silahlardan parmak izi, swap alınmadıysa benim ve personelimin suçu ne? 10 öldürme, 16 yaralamadan cezaya çarptırıldım. İşte ben bu ağır suçlamadan kurtulmak için 10 yıldır bağırıp çağırıyorum. Ateş açtığım kabulüyle ceza aldım. Mahkemenin eski Başkanı Oğuz Dik hep, ‘Sabaha kadar ateş açtın mı?’ diye sordu. O zaman bu balistik raporları istenmiş veya Emniyet savcılığa göndermiş olsa böyle olmayacaktı. ‘Silahlar bulunmadı, balistik yok.’ dendi, ceza verildi. Yargıtay ilamı da böyle çıktı.”





